Biyolojik İlaçları Devlet Karşılıyor Mu? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
Biyolojik İlaçların Erişilebilirliği ve Sosyal Adalet
İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken, toplu taşıma araçlarında, kahvelerde ya da bir arkadaşımın evinde sohbet ederken sıkça duyduğum bir soru var: Biyolojik ilaçları devlet karşılıyor mu? Bu soru, özellikle son yıllarda sağlık politikalarının ve devletin sağlık sistemine olan katkılarının önem kazandığı bir dönemde daha çok gündeme gelmeye başladı. Ancak bu konu, yalnızca bir sağlık sorusu olmaktan çok, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi konularla da doğrudan bağlantılı.
Bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri olarak, farklı grupların yaşadığı sorunları gözlemlemek ve anlamak, benim için her günün bir parçası. Bu yazıda, biyolojik ilaçların devlet tarafından karşılanıp karşılanmadığı sorusunun, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden nasıl şekillendiğini anlatmaya çalışacağım.
Biyolojik İlaçların Erişilebilirliği: Kim İçin Kolay, Kim İçin Zor?
Biyolojik ilaçlar, genellikle bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıkların tedavisinde kullanılan ve son derece etkili olabilen ilaçlardır. Ancak bu ilaçların fiyatları, çoğu zaman insanlar için büyük bir engel oluşturur. Peki, devlet bu ilaçları gerçekten karşılıyor mu?
Birçok insan, biyolojik ilaçları alabilmek için özel hastanelere gitmek zorunda kalıyor, çünkü devlet hastanelerinde bazı biyolojik ilaçların temini sınırlı olabiliyor. Bu durum, toplumun daha geniş kesimlerinin eşit bir şekilde sağlık hizmetlerinden yararlanmasını engelliyor. Özellikle düşük gelirli, sosyal güvencesi olmayan ya da sigorta kapsamı dışında kalan bireyler için, biyolojik ilaçlara erişim neredeyse imkansız hale gelebiliyor.
Sokakta gördüğüm ve gözlemlediğim sahneler, bu eşitsizliğin ne kadar derinleştiğini gözler önüne seriyor. Örneğin, bir sabah metrobüste gördüğüm genç bir kadın, sürekli olarak sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini ve biyolojik ilaçları temin edebilmek için ne kadar mücadele ettiğini anlatıyordu. Ailesinin maddi durumu yeterli olmadığı için tedavi süreci hep sekteye uğramış. Devletin sağlık hizmetlerine sunduğu destek, bazen insanların temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak kadar sınırlı kalabiliyor. Bu, sadece bir kadının sağlık sorunu değil, sistemin adalet eksikliğini gösteren bir örnek.
Toplumsal Cinsiyet ve Biyolojik İlaçlara Erişim
Toplumsal cinsiyet, biyolojik ilaçlara erişimde de önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Kadınların sağlık hizmetlerine erişim konusunda yaşadığı engeller, yalnızca biyolojik ilaçlarla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda genel sağlık hizmetlerine ulaşmada da ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Kadınlar, geleneksel olarak sağlıklarını ihmal etme eğiliminde olabilirler ya da aile içindeki diğer bireylerin ihtiyaçları ön planda olduğu için kendi tedavi süreçlerine yeterince zaman ayıramazlar. Özellikle gelir eşitsizlikleri ve sosyal güvenceler arasındaki uçurum, kadınların biyolojik ilaçlara ulaşabilmesini zorlaştırıyor.
Bir sivil toplum kuruluşunda çalışan bir gönüllü olarak, kadınların karşılaştığı bu zorlukları yakından gözlemledim. Geçenlerde bir etkinlikte, kanser tedavisi gören bir kadının biyolojik ilaçları alabilmek için neler yaptığını dinledim. Devletin bu ilaçları karşılama konusunda yetersiz kalması, onu başka çözüm yolları aramaya itti. Bazı kadınlar, biyolojik ilaçları temin edebilmek için sağlıksız yöntemlere başvurabiliyorlar. Bu tür zorluklar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sağlık sistemine nasıl yansıdığının bir örneği.
Çeşitlilik ve Biyolojik İlaçlar
Biyolojik ilaçların devlet tarafından karşılanması, sadece toplumsal cinsiyetle sınırlı bir konu değil, aynı zamanda çeşitlilik ve sosyal adalet ile de doğrudan ilgilidir. Farklı etnik gruplardan, yaş gruplarından ya da engelli bireylerden gelen insanlar, biyolojik ilaçlara erişim konusunda benzer zorluklarla karşılaşabiliyor. Her bireyin sağlık durumu ve ihtiyaçları farklı olsa da, devletin sunduğu hizmetlerin çeşitliliği genellikle bu grupların ihtiyaçlarını tam olarak karşılamıyor.
Geçenlerde, bir sosyal yardım projesi için katıldığım bir etkinlikte, engelli bir bireyin biyolojik ilaçlara erişim sorununu dinledim. O, ilaçların devlet tarafından karşılanmadığını ve tedavi sürecinin ona büyük maddi yükler getirdiğini anlatıyordu. Sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler, yalnızca gelir durumu ile değil, aynı zamanda bireyin özel ihtiyaçları ile de şekilleniyor. Bu durum, çeşitliliğin ve sosyal adaletin sağlık sisteminde nasıl yansıdığını, gerçek hayattan örneklerle gösteriyor.
Sonuç: Erişimin Eşitliği İçin Ne Yapmalı?
Biyolojik ilaçlar, hayat kurtarıcı olabilirler, ancak devletin bu ilaçları karşılayıp karşılamadığı sorusu, özellikle toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açılarından önemli bir mesele haline geliyor. Herkesin eşit şekilde sağlık hizmetlerine erişebilmesi, sadece bir ideal değil, gerçeğe dönüşmesi gereken bir gereklilik.
Biyolojik ilaçlara erişim konusunda sosyal adaletin sağlanabilmesi için sağlık sistemindeki eşitsizliklerin ortadan kaldırılması şart. Devletin, herkesin ihtiyaçlarını gözeterek biyolojik ilaçlar ve diğer tedavi yöntemleri konusunda daha kapsamlı bir politika oluşturması gerekiyor. Sadece fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik engellerin de aşılması, sağlık hakkının herkes için eşit olmasını sağlayacaktır.