Kaktüs güneşi mi sever, gölgeyi mi? Kaktüs denince insanların kafasında tek bir sahne canlanıyor: çölde kavrulmuş taşların arasında dimdik duran, güneşin altında “ben buradayım ve hayattayım” diyen o sert bitki. Ama işin garibi şu ki, evde kaktüs yetiştirenlerin yarısı onu cam kenarına koyup yakıyor, diğer yarısı da “gölge severmiş” diye karanlık köşeye atıp çürütüyor. İkisi de ayrı problem. İzmir gibi güneşi bol bir şehirde yaşayınca bu tartışmayı daha net görüyorsun. Bir yanda balkonunu mini çöl bahçesine çevirenler, diğer yanda “fazla güneş almasın, nazik çiçek bu” deyip kaktüsü salonun en loş yerine koyanlar. Açık konuşayım: iki taraf da işi biraz abartıyor.…
Yorum Bırak